İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İngilizce Öğrenmeyi Zorlaştıran Nedenler

Bu yazıyı ne İngilizce konuşmayı becerebilen biri ne de İngilizce’ye yabancı biri olarak kaleme alıyorum.

İngilizce her zaman şuramda bir ukte olarak kalmıştır. Hayalini en çok kurduğum şeylerden biri olduğunu hiç çekinmeden söyleyebilirim. Ancak gelin görün ki bu dili öğrenmek için neredeyse hiç çaba sarf etmiyorum. Yaptığım hatalar sayesinde bunca yıllık başarısız bir tecrübe sahibi olarak yapmam gerekenleri sonunda anlayabilmiş biriyim. Bu yazımda da İngilizce öğrenmeyi zorlaştıran nedenleri listeleyeceğim. Umarım şu güzel mereti öğrenmenize yardımcı olabilirim.

1. İngilizce’ye gerekli ilgi ve alakayı göstermiyoruz.

Sadece İngilizce açısından değil, hayatımızdaki çoğu başarısızlığın sebebi bir şeye yeterince ilgi ve alaka göstermememiz. Bu dili öğrenmemizin en temel kuralı da ona ihtiyacı olan ilgiyi göstermektir. Bu yüzden bazı şeyleri feda etmemiz gerekecek. İngilizce öğrenmek istiyorsak çetrefilli yollardan geçmeyi de göze almalıyız.

2. Had safada motivasyon eksikliğimiz var.

Motivasyon veya Türkçe’de güdülenme dediğimiz şey bireyin, işinin yönünü, gücünü ve öncelik sırasını belirleyen iç veya dış dürtücünün etkisi ile işe geçmesi, yani işe veya öğrenmeye geçme isteğidir. Tanımdan da anlaşılacağı gibi motivasyon öğrenmedeki en temel gerekliliklerden biridir. Bu yüzden İngilizce için de gerekli motivasyonu sağlamamız gerekecektir.

3. Tüm konuşma fırsatlarını elimizin tersiyle itiyoruz.

Bu maddede neyi mi anlatmaya çalışıyorum? Okullarda İngilizce dersindeki suspus oluşumuzu. Bunun bu maddeyi çok iyi açıkladığını düşünüyorum. Çoğu şey gibi buna da seyirci kaldık, kalıyoruz. Oysa elimize geçen her fırsatı değerlendirmiş olsaydık, günlük bazı konuşmaları rahatça sürdürebilecek düzeye gelebilirdik. Bir dili konuşmadan o dili konuşabildiğimizi iddia edemeyiz.

4. İngilizce yazmaya çalışmıyoruz.

O kadar gramer çalıştın, kelime ezberledin ama yolun sonuna vardığında arkada bıraktıklarını unuttuğun oluyor mu? İşte bunun en büyük nedenlerinden biri ezberlediğin kelimeleri ve grameri uygulamaya koymadan teoride bırakmak. Yazmadan bir dilde ilerleyemeyeceğimizi öğrenmemiz lazım. Öğrendiğimiz kadarıyla bir paragrafcık da olsa sürekli bir şeyler yazmalıyız. Bu öğrendiklerimizi pekiştirmek ve onları unutmamak için yapmak zorunda olduğumuz bir şey.

5. Materyal sorunumuz var.

Bu maddeyi üçe ayırabiliriz. Öncelikle eksik materyalı ele alalım. Elbette bir dil öğrenmek istiyorsak materyal olmadan bunu başaramayız. Bu yüzden sözlük, gramer kitabı, okuma kitabı, dinleme yapacak materyal ve konuşma yapabilecek ortam gereklidir.

İkinci olarak materyal bolluğunu ele alalım. Yukarıda saydığımız materyallerin bolluğu durumunda kafa karışıklığı olması muhtemeldir. Hangi materyalı kullanmalıyım diye bir sorunsalı beraberinde getirecektir.

Son olarak ise yanlış materyalı ele alalım. Bize hitap etmeyen öğrenme teknikleri olan materyallar maalesef sadece zaman kaybı olacaktır. Bu yüzden doğru materyalı bulmalı ve ona odaklanmalıyız.

6. Dinleyerek öğrenmeyi küçümsüyoruz ve erteliyoruz.

Okula başlayana kadar dil bilgisinden haberi olan var mıydı? Sanmam. Hepimiz anadilimizi sadece dinleyerek öğrendik. Ama çoğumuzun aklına dinleyerek bir şeyleri öğrenebileceği gelmiyor. Gelse de bunu sürekli erteliyoruz. Ancak dinleme en etkili dil öğrenme yöntemlerinden biridir.

7. Gramere takılıp kalıyoruz.

Dil öğrenmeye nedense hep gramerden başlıyoruz, bu kötü bir şey değil. Muhakkak bir yerden başlamalı. Ancak bunu sadece gramerde bırakmamalıyız. Okuma, dinleme, yazma ve konuşma da yapmalıyız. Grameri bunlarla desteklemeliyiz.

8. Öğretmenlerimizde öğretme amacı ve niteliği yok.

Ülkemizde öğretmenliğin basit bir memurluk olarak görülmesi, öğretmenlerin öğretmek yerine ezbere yöneltmesi, öğretme niteliği olmayan öğretmeler… Bu ve benzerlerini sıralasak dağ olur burada. Kısaca Türk tipi eğitim sistemi en büyük sorunlardan biri.

9. Türkçe düşünerek İngilizce öğrenmeye çalışıyoruz.

Türkçe düşünürek İngilizce konuşmaya çalışmak veya okuduklarını Türkçe’ye çevirmeye çalışmak başlı başına bir sorun. İngilizce’yi bir “yes” veya “okay” kadar Türkçesi aklınıza gelmeden kullanmamız gerekir.

10. Yeni bir dil öğrenmeyi gözümüzde zorlaştırıyoruz.

İstersen bağ, istemezsen dağ olur sözü buraya cuk diye oturuyor. Bir şeyi isteyin ve gerisinin o istekle birlikte geleceğini bilin. İngilizce’yi gözünüzde büyütmeyin. İsteyince muhakkak yol katediyorsunuz. Benim İngilizce bilgimin çoğu İngilizce öğrenmeyi gerçekten istediğim iki üç aylık bir periyotta gerçekleşti. Şu anda İngilizce okuma yapmada zorlanmıyorum. Hatta biraz daha kelime bilgim olsa kendimi daha da rahat hissedeceğim. Örneğin şuan Tupac’ın şiir kitabını okuyorum. İngilizce şiir okumak gerçekten zor ama bunu istediğim için korkutucu değil zevk verici geliyor.

11. İngilizce’yi sadece bir ders olarak görüyoruz.

Sorun sadece eğitim sistemimizde değildi tabii. Okul hayatındaki İngilizce maceramız iki ders zili arası kadardı. Geçer notun bize yettiği derslerdendi İngilizce.

12. Yanlış bir ezberciyiz.

Dil öğrenirken ezber önemlidir. Kelimeleri ezberlemek zorundayız. Ancak kelimeleri ezberledikten sonra kullanmamak unutmamıza neden oluyor. Bu yüzden sadece ezber de yeterli değildir. Ayrıca grameri ezberlemek de yanlıştır. Grameri uygulama yaparak öğrenmeliyiz. Ezberde kalan gramer kullanışlı ve yeterli değildir.

13. İngilizce’yi hayatımızın merkezine koymuyoruz.

Dil öğrenmek onunla ilişkiye girmeyi gerektirir. Dil sana ne kadar uzak kalırsa öğrenmesi de o kadar uzakta kalır. Bu yüzden İngilizce ile içli dışlı olmak zorunluluk gibi bir şey.

14. Tembeliz.

Net. Tembellik en büyük sorunumuz. Harekete geçmeden öğrenemeyiz. Düşüncelerimizi eyleme dökmeliyiz.

15. Türkçe’ye hakim değiliz.

İsim, sıfat, zarf, kip… gibi dilbilgisi konularının ne olduğunu bilmeden İngilizce öğrenmeye çalışmak elbette zor olacaktır. Türkçe’yi kavramadan yeni bir dil yolculuğuna çıkmak işimizi daha da zorlaştırır.

16. Yetersiz istek ve arzumuz var.

Başarı için istek ve arzu göz ardı edilemez. İstemeyince olmuyor. İstemediğimiz bir şeyi hiçbir güç bize yaptıramaz. Bunca yıldır İngilizce öğrenmeye çalışıp başarısız olduysak bunda isteksizliğin payı çok büyüktür.

17. İngilizce ve Türkçe’nin cümle yapılarının farklılığı.

Biri Ural-Altay dil ailesinden diğeri Hint-Avrupa dil ailesinden olan iki dilden bahsediyoruz. Elbette cümle kurma düzeni farklı olan bir dil öğrenmek ekstra külfet getiriyor.

18. Eşi bulunmaz bir eğitim sistemimizin olması.

Eğitim sistemini yukarıda öğretmenler üzerinden eleştirdim ama bunu bir başlık halinde de eleştirmem gerekiyor gibime geldi. Öğretmeye değil de ezbere dayalı bir eğitim sistemiyle maalesef başarı gelmez. Bu sistemin neresinden tutsam elimde kalacak. Bu yüzden pek bir şey yazmıyorum.

19. Yabancı arkadaş edinmememiz.

Dil öğrenmek için egzersiz yapmayı gerekir. Dil egzersizi yapmadan o dilde kalıcılığı sağlayamazsanız. Bu yüzden konuşacak veya yazışacak bir arkadaşınız olmalı. Mümkünse anadili İngilizce olan biri olmalı. Çünkü telafuz konusunda onlar daha iyi ve dili kasmadan kullanabiliyor.

20. Kültür farkı

İngilizce öğrenememede kültür farkının etkisi büyük. Örneğin yemek isimlerini veya yöresel eşyaların isimlerin karşılığını İngilizce’de bulamamak çok olası. İşte bu durumu genele yayarsak İngilizce ve Türkçe’nin uyuşmadığı daha bir çok şey ortaya çıkacaktır.

21. Yabancı dizilerin türkçe dublajını izliyoruz.

Sanırım yıllarca yaptığım en büyük hatalardan biri. Birkaç gündür Türkçe altyazı izliyorum ve bilmediğim kalıpları not ediyorum. Gerçekten çok etkili oluyormuş. İnsanda öğrenme isteği oluşturuyor. Bunu herkese öneriyorum. Seviyenize göre Türkçe veya İngilizce altyazılı izleyin, o farkı hissediyorsunuz.

22. İngilizce müzik dinliyoruz(!)

Evet, İngilizce müzik dinliyoruz ama müziğin İngilizce olması umrumuzda değil. Dinlediğimizin müziğin önemli olan kısmı melodisi. Birçoğumuz açıp o yüzlerce kez dinlediği şarkının sözlerine bile bakmıyor.

23. Yurtdışına çıkmıyoruz.

Dil kursları mı yoksa yurtdışı mı deseler ben yurtdışı derim. Çünkü orada o dili kullanmak zorundasın. Fakat dil kurslarının çıkışında Türkçe’ye devam ediyorsun. Ne var ki, çevremizde İngilizce konusunda iyi olan bir ülke yok. Ve ne Avrupa’da ne de Asya’da dil öğrenmek için vizesiz gidebileceğimiz adam akıllı bir ülke yok. Yine de yurtdışı gerekli.

24. Mükemmeliyetçiyiz.

İngilizce’yi harika bir şekilde konuşmaya başlamadan hiç konuşmaya çalışmayacak gibiyiz. Sıfırdan yüze anlık çıkma isteğimiz var. Bu mükemmeliyetçiliği kırmalıyız ve olduğumuz seviyenin en iyisini yapmaya çalışmalıyız.

25. Hata yapmaktan korkuyoruz.

Hataların en büyük öğretmen olduğunu unutuyoruz. Hata yapmaktan korkmayın. Ne kadar saçma ve iğrenç bir konuşmanız olsa da konuşmaktan çekinmeyin. Cümle yapınız bozuk olsun, telafuzunuz bozuk olsun… Bunların hiçbir önemi yok. Bugünün iyi konuşanları dünün kötü konuşanlarıydı.

26. Okumuyoruz.

Okuma yapmak dil öğrenmek için bir zorunluluktur. Okumadan öğrenemezsiniz. Bunu da öğrenmelisiniz.

27. Plansız çalışıyoruz.

Herhangi bir planı olmadan rastgele çalışmak uzun vadeli bir etki doğurmayacaktır. Bu yüzden öğrenme süreciniz bir plan dahilinde olmalı.

28. Maddi sebepler.

Dil öğrenmenin elbette maddi bir külfeti de var. Kaynak eksikliği, kursa gidememe veya yurtdışına çıkamamanın en büyük nedeni maddi elverişsizliktir.

29. Yazıldığı gibi okunan bir dil olmaması.

İngilizce öğrenememenin bir diğer nedeni de İngilizce’yi yazıldığı gibi okuyamamak. Gerçekten bunun etkisini az biraz İspanyolca bilgimle de görmüş oldum. İspanyolca kelime ezberi ve okuması oldukça kolayken İngilizce’ninki maalesef daha uzun sürüyor.

30. Çok iyi bahaneler üretiyoruz.

Kendimizi kandırmada üstümüze yok. Bahaneler ürete ürete onca yılı heba ettik zaten. Buna dur dememizin vakti geldi.

31. Belli bir öğrenme metoduna sahip olmamak.

Metod çok önemli. Kendi metodunuzu belirlemezseniz yıpranır gidersiniz. Size uygun olan bir metodu belirleyin ve bunun için çaba göstermeye başlayın. Aksi halde ilerlemeniz bir hayli güç olacaktır.

32. Türk gibi başlayıp İngiliz gibi bitirememek.

Türkler olarak bir işe gerçekten çok iyi başlıyoruz. Tüm gücümüzü o işe verebiliyoruz. Ancak işin sonu bir türlü gelmiyor. İşte burada İngiliz bitiriciliği gelmeli. İlk günkü heyecanımızı ve arzumuzu son günde de görebilecek şekilde devam etmeliyiz.

33. Yeterli zaman ayırmamak.

Dil öğrenmek zaman ister. Bir süreçtir bu. Sen bu zamanı yakın gelecekte ne kadar İngilizce için ayırırsan öğrenme hızın da o kadar artacaktır.

34. Öğrenmek için bir nedenimizin olmaması.

Bir nedeniniz yoksa öğrenemezsiniz. Kendinize İngilizce için bir neden bulun. Yurtdışında yaşamak, tatile çıkmak, eğitim, yabancı biriyle evlenmek, kitapları asıl dillerinde okumak…

35. İnglizce’yi hafife almak.

Bir dil hafife alınmaz. Ona gerekli özeni vermeniz gerekir. Bir çiçek düşünün. Saksıya ektiniz, yağmur ve güneş sayesinde bir şekilde büyüttünüz. Fakat çiçeği her zaman olgun ve dingin tutabilmeniz için ona özen göstermelisiniz. Dil nankördür. Unutulur gider.

36. Teknolojinin nimetlerinden faydalanamamak.

En saçma maddemiz bu. Elimizin altında inanamayacağınız kadar güçlü bir nimet var. Milyonlarca kitap, makale, site, şarkı, video… Ne ararsanız elimizin altında ama bunlardan faydalanmasını bilmiyoruz. Telefonlara ve bilgisayarlara bakış açınızı değiştirin.

37. Dil öğrenme yetkinliğimiz veya yeteneğimiz yok.

Bazılarımızın bazı şeylere daha yatkın olması doğaldır. Kimi kendi dilini mükemmel kullanır ama yabancı bir dil öğrenebilme gibi bir yeteneği yoktur. Ya da bir çok iyi çiçek yetiştirebilirken ağaç bakımı yapamaz. Bizde de yeni dil öğrenmeye karşı alıcılarımız kapalıysa öğrenememiz gayet doğaldır.

38. Gerizekalı olmamız.

Bu dili öğrenememe neden olan veya benden bağımsız nedenlerle birlikte bundan önce 37. maddeyi de yazdım. Bu da demek oluyor ki, üç saatlik şu yazının sonunda kendime 37 tane bahane bulmuş oldum. Buna bir yenisini daha ekliyorum: gerizekalı olmak. Eğer normal bir akıl kapasitem varsa ve bunu kullanmamakta ısrarcıysam bu madde yine geçerli. Aptallaşmayalım millet. Artık öğrenmenin kolay olduğu bir dönemdeyiz. Bir dil öğrenmek düşündüğümüz kadar zor olmamalı.

Evet, 38 maddelik dev bir listede yaptım ve İngilizce öğrenmeyi zorlaştıran nedenleri ele aldım. Oldukça yorucu bir yazı oldu. Bu yüzden TÜM HAKLARI SAKLIDIR yazısını büyük harflerle yazma gereği duyuyorum. Buraya nedenleri sıralayıp yazıyı sona erdirmek istemedim. Bu yüzden İngilizce kaynaklara ve sitelere ulaşabimeniz için telegram kanallarımı kelimelerimin içine bağlantı olarak bıraktım. Bu uzun yolculukta size başarılar dilerim.

2 Yorum

  1. Lumière Lumière 07/02/2020

    Emeğine sağlık,
    34. madde kesinlikle en önemlisi, gerekli motivasyon için bir nedene ihtiyaç var.
    Motivasyonu olan insan da diğer maddelerde yazdığın mazeretleri aşabilir zaten.
    Kolay değil ama o kadar da zor değil.

    Esenlikler dilerim. ✌️

    • Benalone Benalone Yazar | 07/02/2020

      Çok haklısınız. Katılıyorum yazdıklarınıza.

      Teşekkür ederim. Ben de size esenlikler dilerim efendim. 😇

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir