HİSTASYON

Bu site tekil şahıs, kafamdaki moruk çok uzaklarda.

Gidenin Dönmesi

Bilmiyorum. Her şey çok farklı oluyor. Bir kez gideni, döndüğünde kabul edemiyor insan. Yıllardır tanıdığı insan profilinin aniden yeni bir yüze bürünmesi, içine düşülmesi an meselesi olan derin bir boşluk yaratıyor. Tuhaf bir duyguya kapılıyorsun.

Önceleyin, daha sonra nasıl karşına çıktığını anımsayamayacağın bir insanla karşılıklı gelgitler yaşıyorsun. Sonra ansızın görüş alanından çıkıyor. Saklandığı yere bakıyor ama onun gitmiş olduğu korkusunun etkisinde bulamıyorsun. Bekliyorsun tabii. İçinde yeşerttiğin canlı bir umut seni beklemeye itiyor. Sonra o umut yerini koca bir belirsizliğe bırakıyor. Neyi beklediğini unutuyor, her şey bitti sanıyorsun. Sonra: yeniden!

Kafanda anlamsız bir şok beyin zarından dışarı çıkmak için çırpınıyor ama her ne olursa olsun gülümsüyorsun. İlişkilerinizdeki gelgitler hız kesmeden devam ediyor. Ne olup bittiğini anlamadığın bir şey sayesinde mutlu oluyorsun, sorgulamıyorsun bile. Çünkü mutlu edilmek sana her şeyi unutturmaya yetiyordu. Çocukken!

Büyüyünce işler tepe taklak. Büyümek zaten apayrı bir hüzün. Yaşamı anlıyorsun bir kere. Zorlukları bir bir görmeye başlıyorsun. Tüm o zorluklar yüzüne çarpacak diye korkuyorsun.

Büyünce kaybetmenin de acısı büyük. Hem kaybettiğine inanmak istemiyorsun ki! Kazanmaya odaklanmışsın bir kere ve kaybettiğinde de hep kazanacağına dair umutlarını diri tutuyorsun. İlk başlarda kaybetmediğine kendini ikna etmeyi başarıyorsun. Sonra kaybetmiş olma ihtimalin içini kemiriyor ve artık kaybettiğinin farkındasın. Bir müddet sonra son umut kırıntısı da kayboluyor. Ama ne tuhaftır ki, bu kayıp için bir umut yok. Maalesef, kaybedilen umudun umudu olmuyor. Kaybın yavaş yavaş ilk dalganın öncesine dönüyor. Senin için, belki o dalganın arkasına saklanan, habersiz olduğun bir şey veya bir çift elin arkasındaki gözler. Benim için ise sadece alınmış bir ders ve sonrası küçük bir hiçlik.

Hayat, tuğlası tecrübe olan bir duvardan farksız. Arkana o duvarı alıp öylece yürüyorsun. Kimi yerde duruyor, kimisinde uzun bir maratondaymış gibi emin adımlarla koşuyorsun. Düştüğün de oluyor ama her nasıl olursa olsun bir şekilde ayağa kalkmayı başarıyorsun.

Giden döndü diye eski defterleri karıştırarak duraksamaya gerek yok. Yeni dersin adını koyup emin adımlar atmaya devam etmeliyim. Arkamda bıraktığım enkazı umursamayarak arka sayfaya geçmek zorundayım. Bir harabenin kalıntılarıyla yeni bir bina inşa etmek gibi olsa da o sayfayı çevireceğim.

Benalone

12 thoughts on “Gidenin Dönmesi

    1. Evet, durumu tek kelimeyle de anlatabilirdim. Ancak, benim farkım da bu işte. Dallandırıp aykırı bir şey ortaya çıkarmayı seviyorum. Kolay okunsun istemiyorum. Herkes anlasın diye yazmamki ben! Beni anlamak isteyenler için yazıyorum. Bunun için bir şeylere katlanmalılar galiba.:)

  1. Bilemiyorum. . Evet çok kitap okurum ben. Ve daha önce yazmaya çalıştığım için sizi anlıyorum. Bu yüzden bence okunabilecek bir yazı yazmışsınız. Yazmak okumak kadar kolay değil maalesef. Ki bence gereksiz sözcük de kullanmamışsınız. Ama biraz anlam kopukluğu olmuş. Siz buna herkesin anlaması için yazmadım deseniz de eğer sanatsal boyutunu konuşacaksak bu böyle olmamalı. Okuyunca kafanızdaki düşüncelere yaklaşıyorum ama yine de tam olarak anlayamıyorum sanki. Biraz daha anlatsaniz daha iyi olurdu gibi geliyor bana. Sadece fikir…

    1. Değerli görüşünüz için teşekkür ederim 🙂 Evet, anlam kopukluğu oluyor ama bunu genelde kasti olarak yapıyorum. Mükemmel bir şey yazmaya çalışmıyorum ama yine de biraz düzenleyebilirim. İyi fikir:)

  2. Yazınızı okunması kolay buldum diğer yorumların aksine. Önceden daha ağır diller okuduğum için de bana öyle gelmiş olabilir sanırım. Ama üzülerek belirtmeliyim ki bazı kopukluklar sezdim. Yarım kalmış düşünceler sanki…biri bitmeden diğeri başlamış.

    1. Yorumunuz için teşekkür ederim. Bunu dikkate alıp bir düzenleme gireceğim. Sevgilerle…

  3. Yazınız çok güzel. Yorumlarda neden anlam bütünlüğüne girilmesi gerektiğine pek anlam veremedim açıkçası. Ne de olsa yazılarınız, bana göre, zihninizin karmaşasında kendinizi rahat hissetmenize neden olacak türde yazılar ve ilk yorumda belirttiğiniz, ‘herkesin anlaması için yazmam ki ben’ derken gerçekten de tarzınızı ortaya koyuyorsunuz. İnsan çoğu zaman kendi hissettiklerine dahi anlam veremezken başkasının anlamasını beklemek biraz garip olabiliyor. Önemli olan da yazdığınızda biraz olsun huzurlu hissetmeniz. O yüzden kendi sitenizde dilediğinizce yazmak harika bir duygu. Devam edin lütfen. Tabii ki okuyucuların görüşleri de önemli o da ayrı bir mesele. 🙂

  4. Güzeldi sevdim. Bende bu tür yazıları seviyorum sürükleyici ve merak uyandırıcıydı . Sadece bazı yerlerde fazla olduğu aşikar sözler var onlarda düzeltilebilir ama genel olarak güzeldi . Tebrikler 😊

    1. Teşekkür ederim :). Bu yazıda çok eleştirildim. Güzel bir düzenleme gireceğim inşallah.

  5. “Hayat, tuğlası tecrübe olan bir duvardan farksız. Arkana o duvarı alıp öylece yürüyorsun. Kimi yerde duruyor, kimisinde uzun bir maratondaymış gibi emin adımlarla koşuyorsun. Düştüğün de oluyor ama her nasıl olursa olsun bir şekilde ayağa kalkmayı başarıyorsun.”

    Günün sözü olarak alıyorum bunu şuan 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Back to top